1 Haziran 2026 Pazartesi

 

TESADÜFÜN BU KADARI 

Büyük ecdadımız Halife Kızılayak hazretlerinin hücresini bayram temizliği için Dr. Sadık kardeşim ile birlikte açmıştık. İç hücresi ve dış kısmı ve aynı zamanda harem kısmını açtık ve tozunu aldık, güzelce temizledik.

Bayramda özellikle Türkistan çapında bir çok yaşulu ve ak sakallar Kızılayak köyüne gelirler, bayramın ilk günü hücreyi ziyaret ederler. Hürmet ile Kızılayak hazretlerinin hücresine girerek bayram tebriğine gelirler.

Bundan dolayı hücreyi bir gün öncesinden güzelce temizledik. Bende büyük dedemin hücresinin harem kısmına geçtim orayı temizledim. Birde baktım ki özel eşyalarının arasında bir metal ibrik dikkatimi çekti.

Daha önce de buraya gelmiştim. Hatta birkaç defa fotoğraf bile çekmiştim.  Ancak bu eşyaların arasında benim dikkatimi çeken metal gücük ibrikti.

Bu ibrik ülkemiz işgal öncesinden benim haftalık harçlığımı biriktirerek aldığım teneke ibrikti. Pazardan almıştım onu. Babam sabah namazına giderken ben de ibrik ile abdest alır birlikte camiye giderdim. Her zaman namaz kılacağım zaman bununla abdest alırdım.    

Baktım bu ibriğin buraya gelmesi mümkün değil. Üzerinden yıllar geçmişti. Bu topraklar ne badireler atlatmıştı. Biz ülkeyi terk ettik hicret etmiştik. Buradan ayrıldığımız nerdeyse 45 yıl olmuştu. 

Bunca sene arasında bu ibriğin nasıl geldiği ve büyük dedemiz Halife Kızılayak hazretlerinin hücreyi saadetine nasıl geldiği ise bir muamma. Bu ibriği kimsenin almaması ve nasıl geldiği ise çok manidardı.

Halifelik için İrşad merasiminde Pirimiz bana sarık cübbe ve birde asa vermişti. Ancak ibrik eksikti.  Benim irşad aldığım zaman birde ibriğin olması gerekmez miydi diye aklımdan geçirmedik de değildi.

Ancak Halifelik irşadı aldıktan sonra bayram arifesinde büyük ecdadımın hücreyi sadedini temizlemem ve burada bu ibriği görmem de bir tesadüf olmasa gerekiyor.

Bazı olaylar vardır, bazı tesadüfler vardır insanı bir başka aleme götürür. Bu ibrik olayı da, bir tesadüf müydü ya da başka bir mesaj mıydı bilemedim.

Üzerinden yıllar geçsin, nice savaşlar yaşansın çok ilginç bir tesadüftü.   

(H. Muhammet Osman Mahdum) 



31 Mayıs 2026 Pazar

 

 

AKAN ARIK AKDİ YENE


 Şükür edin mehribanlar,

Akan arık akdiy yene.

Kovum gardaş kadırdanlar,

Bakan dövlet bakdiy yene.

 

Eda edip babamıza,

Rahmet geldi obamıza.

Osman Haci ağamıza,

Halipa ad dakdi yene.

 

Açıldi gömili yollar.

Gelip piri ehli hallar.

Misk anberli güli lallar,

Damağıma yakdi yene.

 

Dillerimizin senasi,

Alıp pirler doğasi,

Babalarının çırasi,

Osman ağam yakdi yene.

 


Halifalar berdi ırşad.

Gamli gönüller boldi şad.

Osman ağam tutup binyad,

Biylin goşap çıkdiy yene.

 

Tutup aya babanın yolunu,

Kadır Allah açsın alınıyi.

Piri mürşid goşap bilini,

Teze nahal ekdi yene.

 

İl ulusun ihlas,

Er pirlerin hovvasi.

Babaların hasasyi,

Bul gün ala çıkdiy yene.

 

Kadir Allah rahmini salıp,

Babalarının ornuni dolup.

Her yerden alımlar gelip,

Başa cığa dakti yene.

 

Tutup ata babanın yolunu,

Kadir Allah açsın alıniy.

Pir, Mürşid goşap bilini,

Teze nahal dikdi yene.

 

İl ulusun ihlasıni,

Er pirlerin hovasıni,

Babaların hasasıni,

Bul gün ala çıkdı yene.


 Kadiyr Allah rehmin salıp,

Babalarının ornuni dolup,

Her yerden alımlar gelip,

Başa cığa dakdiy yene.

 

Nesip etti hem biriy var,

Tağsiyrlar bağlayıp destar,

Habibullah bitdi aşar,

Akan arık akdi yene. 

 

Habibullah Pehlivan Kızılayak


23 Kasım 2025 Pazar

 ATAM SENİ RAHMETLE ANIYORUM

(''Bir gün gelecek İstanbul-Aşkabat,  İstanbul-Taşkent,  İstanbul-Almatı,  İstanbul-Bişkek uçak seferleri başlayacak'' Abdulkerim Mahdum.)

Yıl 1983 ''Bir gün gelecek İstanbul - Aşkabat,  İstanbul - Taşkent,  İstanbul-  Almatı,  İstanbul - Bişkek uçak seferleri başlayacak'' demişti biz atam herhalde hayal kuruyor demiştik. 

Oysa yıl 1991 tüm Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığını aldı ve aynı şekilde seferlere başladı. 


2 Kasım 2025 Pazar

TÜRKMEN ÇÖREK (TÜRKMEN EKMEK) 

Öncelikle Türkmenler sofradaki ekmeğe büyük saygı duyar. Ekmeğin büyük bir nimet olarak gördüğü Türkmen sofranın tacı olarak bakılmakta ve o denli saygı gösterilmektedir. 

Türkmen sofrası serilir serilmez ilk önce mutlaka sıcak ekmek konur. Hatta sofranın içine dolayarak getirilir.

Bir misafir geldiği zaman veya ilk ikram edildiği zaman mutlaka tuz ve ekmek tadımlık bir şekilde ikram edilir. Bu gelenek atalarımızdan gelen bir milli ananedir. Ancak şimdiki kuşak nesilleri buna çok dikkat etmezler.

Gelelim şimdi ekmeğimizin yapılışına, önce un seçeceksin. Unu daha sonra eleyeceksin. 35/40 derece ılık su hazırlanacak. Hamur hazırlayacağımız büyük leğene, çanak veya büyük bir camda hazırlanan ılık suya bir miktar tuz atılması gerekiyor. Yapacağımız ekmeğe göre un ve hamur mayasının atılması gerekiyor. 

Güçlü bir bilekle yoğurulan hamur, belli bir kıvama geldikten sonra biraz ılık bir yerde 1,5 veya 2 saat muhafıza edilmesi gerekiyor.

Hamur belli bir kıvama geldikten sonra, leğenden alınarak yapacağımız ekmek veya çöreğe göre keseriz ve yaymaya başlanır.

Önceden hazırlanan tandır ekmek için kıvama gelene kadar yakılır. Tandırın içi kırmızı bir kıvam aldığı zaman ekmek yapmaya hazır olduğu görülür.

Tandırın ateşi biraz korların ve hararetinin düşmesi sağlanır. Harareti kıvama geldiği zaman, yapacağımız ekmeğin arkası tutmaması için tandırın iç yüzeyine biraz tuzlu su serpilir. Hazırlanan ekmek hamurları ve çörek hamurları sırası ile ustalıkla tandıra yapılır.

Ekmek nar kıvamına gelmeden tuzlu su ile ekmeğin yüzüne biraz serpilir. Bu yaptığımız teknik ekmeğin nar kızarıklığında olması ve lezzetinin artmasına yardımcı olacaktır.  

Ekmekler piştikten sonra ekmeğin arka kısmına bıçakla sürtülerek tandırdan kalan taş toprak kırıntılarından temizlerin.

Ekmek biraz soğuduktan sonra deste yapılarak muhafıza edeceğimiz saçağa dolar koyarız. Ekmeğin muhafıza edileceği yer de serin ve nem almayan bir yerde muhafıza edilmesi gerekiyor.

(Derleyen : M. Osman Mahdum)


31 Mayıs 2025 Cumartesi

ATA DİYARINDA AKILDA KALANLAR