TESADÜFÜN BU KADARI
Büyük ecdadımız Halife Kızılayak hazretlerinin hücresini bayram temizliği için Dr. Sadık kardeşim ile birlikte açmıştık. İç hücresi ve dış kısmı ve aynı zamanda harem kısmını açtık ve tozunu aldık, güzelce temizledik.
Bayramda özellikle Türkistan çapında bir çok yaşulu ve ak
sakallar Kızılayak köyüne gelirler, bayramın ilk günü hücreyi ziyaret ederler. Hürmet
ile Kızılayak hazretlerinin hücresine girerek bayram tebriğine gelirler.
Bundan dolayı hücreyi bir gün öncesinden güzelce temizledik.
Bende büyük dedemin hücresinin harem kısmına geçtim orayı temizledim. Birde
baktım ki özel eşyalarının arasında bir metal ibrik dikkatimi çekti.
Daha önce de buraya gelmiştim. Hatta birkaç defa fotoğraf
bile çekmiştim. Ancak bu eşyaların
arasında benim dikkatimi çeken metal gücük ibrikti.
Bu ibrik ülkemiz işgal öncesinden benim haftalık harçlığımı
biriktirerek aldığım teneke ibrikti. Pazardan almıştım onu. Babam sabah
namazına giderken ben de ibrik ile abdest alır birlikte camiye giderdim. Her zaman namaz kılacağım zaman bununla abdest alırdım.
Baktım bu ibriğin buraya gelmesi mümkün değil. Üzerinden yıllar geçmişti. Bu topraklar ne badireler atlatmıştı. Biz ülkeyi terk ettik hicret etmiştik. Buradan ayrıldığımız nerdeyse 45 yıl olmuştu.
Bunca sene arasında bu ibriğin nasıl geldiği ve büyük dedemiz Halife Kızılayak hazretlerinin hücreyi saadetine nasıl geldiği ise bir muamma. Bu ibriği kimsenin almaması ve nasıl geldiği ise çok manidardı.
Halifelik için İrşad merasiminde Pirimiz bana sarık cübbe ve
birde asa vermişti. Ancak ibrik eksikti.
Benim irşad aldığım zaman birde ibriğin olması gerekmez miydi diye
aklımdan geçirmedik de değildi.
Ancak Halifelik irşadı aldıktan sonra bayram arifesinde
büyük ecdadımın hücreyi sadedini temizlemem ve burada bu ibriği görmem de bir
tesadüf olmasa gerekiyor.
Bazı olaylar vardır, bazı tesadüfler vardır insanı bir başka
aleme götürür. Bu ibrik olayı da, bir tesadüf müydü ya da başka bir mesaj mıydı
bilemedim.
Üzerinden yıllar geçsin, nice savaşlar yaşansın çok ilginç bir tesadüftü.
(H. Muhammet Osman Mahdum)














