11 Temmuz 2011 Pazartesi

OSMAN GAZİ'NİN TÜRBESİ'NE ZİYARET
Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu ve ilk temel taşlarının atıldığı bu toprakları ziyaret etmek ve atalarımın, ejdadımın türbelerini ziyaret etmek bizim için en büyük bir şeref ve en büyük bir kıvançtı. Hatta geç bile kalmıştım bu ziyaret için.
Osman Gazi'nin huzuruna vardığımda, onun için hatim duası okurken gözlerimin yaşlarını tutamadım. Aklımdan şu sözleri geçereyordum ''Cihan padişahı olacak evlatların atası'' olan Osman Gazi'nin istirahatgahının huzurundaydım.
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'in müjdelediği ''ne güzel komutan'' olacak Fatih'in soy ağacının temelinin karşısındaydım.
Cenabı Allah'ın emri ile Mısır'a fethe çıkacak Yavuz Sultan Selim Han'ın, Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han'ın soy ağacının yanı başındaydım.
Sen ne güzel bir insansın. Sen ne büyük bir insansın. İki Cihan Serveri Hz. Muhammed (SAV) in müjdeleyeceği evlatların olacak. Sana müjdeler olsun ki senin evletların Cenabı Allah'ın emri ile sefere çıkacak. İslam sancaktarı olacak, sen ne büyük atam, ne büyük ceddimsin.
Bunlar aklıma geldikce ve aynı zamanda benim yaşadığım topraklardan Orta Asya'dan ta buralara yani Anadolu'ya kadar gelerek mesken tutan atalarımın huzurundaydım.
Bunları görüp duygulanmamak elde mi. Sizin ihtişamınızı görüp de duygulanmamak, göz yaşlarınızı tutabilmek mümkün mü.
Selam olsun sizlere, selam olsun evlatlarına, selam olsun mukaddes orduna, selam olsun Oğuz Han'dan buyana ve kıyamete kadar ebedi olarak parlayacak Türk bayrağını dik tutan erlerine, mert yiğitlerine selam olsun.

OSMAN GAZİ

Oğuzların Kayı boyundan, Türkiye Selçuklularının uç beyi ErtuğrulGazi’ nin oğlu olup, 1258 senesinde Söğüt’ te doğdu. Küçük yaştan itibaren İslam ilimlerini öğrenen Osman Gazi, ayrıca mükemmel bir askeri talim ve terbiye gördü. 1277′de Anadolu‘ nun İslamlaştırılıp, Türkleşmesi faaliyetine katılan gönül sultanlarından ve ahilerden biri olan Şeyh Edebeli’ nin kızı ile evlendi. Babası ErtuğrulGazi’ nin 1281′de vefatı üzerine bey seçilip iradeyi ele aldı.
Osman Beyi Kayıların başına geçince Söğüt’ ü kendisine merkez yaparak Akçakoca, Gazi Abdurrahman, Aykut Alp ve Konur Alp gibi beylerle Bizans’ a karşı fetihlere girişti. 1285′ de Kulaca Hisar’ ı feth edildi. 1288′ de İnegöl ve Karacahisar tekfurlarının kuvvetlerini Ekizce’ de bozguna uğrattı. Bu savaşta Osman Gazi‘ nin kardeşi Saru Batu şehid oldu.
Osmanlıların daha sonra Karacahisari Taraklı ve Göynük’ ü elde etmesi üzerine, bölge tekfurları ittifak ederek Osman Gazi‘ yi bir düğün münasebetiyle öldürmek istediler. Dostui Harmankaya hakimi Köse Mihal (ki daha sonra İslamiyet’i kabul ederek Mihal Gazi adını almıştır)’ in haber vermesi ile vaziyeti öğrenen Osamn Gazi sür’atle harekete geçerek Bilecik ve Yarhisar’ ı ele geçirdi.
1299′ da Türkiye Selçuklu sultanlığındaki iktidar boşluğundan faydalanan Osman Gazi istiklalini ilan etti. 1301′ de Yenişehir’ i alarak İznik ve Bursa'nın fethinin yolunu açtı. Bursa, Kite ve Atranos tekfurlarının kuvvetlerini Koyunhisar mevkiinde bozguna uğrattı. Bu zaferden sonra Kestel, Kite ve Ulubat kaleleri Osmanlıların eline geçti.

OSMAN GAZİ'NİN OĞLU ORHAN GAZİ'YE VASİYETİ:

Ey oğul Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan'ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer'i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden, bid'atten sakın. Zulme ve bid'ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar.
Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytü'l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer'i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.
Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!.. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru!.. Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!..
Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye'ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi'yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru. Allah'ın (c.c) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah'ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!.. Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!.. Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan.''

(Derleyen: Osman Mahdum)

19 Haziran 2011 Pazar


TÜRKİSTAN'DA SON TÜRK DEVLETİ BUHARA EMİRLİĞİ VE ALİM HAN 1990′ların başında S.S.C.B. dağılınca, dünyadaki güç dengelerinde köklü değişimler oldu. Bundan en fazla Türk Dünyası etkilendi. Uluslararası plâtformda tek Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, bu tarihten sonra kendisi ile ortak özelliklere sahip Türkistan Türk Cumhuriyetleri ile sıcak münasebetler kurma imkânı buldu. Bu ilişkiler siyasî, kültürel ve ekonomik alanlarda olumlu bir seyir izlerken, Türkiye, millî tarih anlayışı çerçevesinde İslâm öncesi dönemi de içine alan ortak bir tarih anlayışı geliştirmektedir. Türkistan’da Sovyet baskısı yüzünden millî tarih anlayışı reddedilmiş, ayırımcı etnik tarih anlayışı benimsenmiş; tarih alanındaki çalışmalar sınırlandırılmış ve resmî çizginin dışına çıkılması da önlenmişti.
Bu uygulama, Türkistan ile Türkiye tarihçileri arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkmasına yol açmıştı. Bağımsızlık sonrası süreçte ise, bu farklı anlayışların giderilmesi ve ortak tarih anlayışı geliştirme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu süreçte Türkistan’daki Rus işgalinden önceki son Türk devleti olan Buhâra Emîrliği ayrı bir öneme sahiptir. Fakat Sovyet faktörü yüzünden, Türkiye’de, Türkistan’da Timur sonrası ortaya çıkan “Hanlıklar Dönemi” ve bu dönemin en önemli aktörü olan Buhâra Emîrliği ile ilgili çalışmalar yetersiz kalmıştır.
Bu çalışmamızın amacı, Türkistan ile Türkiye arasında Sovyet döneminde oluşturulan ayrışmayı ortadan kaldırmaktır. Aynı zamanda burada Buhara Emîrliği’nin son hükümdarı Âlim Han ve dönemine farklı açıdan bakılmıştır. Rusların ve onlarla işbirliği yapan “Ceditçiler”in siyasî propagandalarının yarattığı yanlış değerlendirmeler de vurgulanmıştır. Ceditçiler muhalif oldukları için; Ruslar ise, işgal ettikleri Türkistan topraklarının son hükümdarı olduğu için, Âlim Han’ı karalama yolunu seçmişlerdir. Dönemle ilgili olarak “Ceditçiler” tarafından yazılanlar tarihçilerce de kullanıldığı için, Âlim Han hakkında olumsuz ve gerçek dışı ithamlar yaygınlık kazanmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, Âlim Han hem hükümdarlığı döneminde hem de sürgün hayatında Türkistan halkınca eleştiriyi hak edecek bariz hatalar yapmıştır. Ama bunlar, Rusların dillendirdikleri gibi “hainlik” derecesinde hatalar değildir.
Âlim Han’ın özellikle çok az bilinen Afganistan’daki sürgün hayatı ve faaliyetleri, hayatta olan oğullarından istifade edilerek bu çalışmamızda ele alınmış ve boşluk doldurulmaya çalışılmıştır.
Kısacası bu kitap, dönem hakkında kaynak niteliğinde bir çalışmadır.
Kitabın Yayınevi : Ötüken Neşriyat

9 Haziran 2011 Perşembe

YAKIN TARİHİN İRDELENME ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Orta Asya'da Bolşeviklere karşı verilen mücadeleler yıllarca saklanmasına rağmen artık birer birer ortaya çıkarılması ne büyük sevinç.
Özellikle Bolşeviklere karşı, kanıyla, canıyla, etiyle ve tırnağıyla mücadele veren Halife Kızılayak, Eziz Han, Cüneyt Han ve diğer nice hanlar gibi milli şahsiyetleri asla unutmamak gerekir.
Kendi toprağımız için, ar namusumuz için, vatanımız için, verilen mücadeleleri yıllarca hasır altına gizleyerek Sovyet'lerin Alman'lara karşı vermiş olduğu mücadeleler okutuldu. Bu mücadele sanki milli bir direniş gibi okutularak yetiştirilen Orta Asya halkının artık gerçek tarihlerini irdeleme zamanı gelmedimi acaba. Geçti bile.
Kendi milli mücadelelerini, kendi yakın tarihlerini gün yüzüne çıkarma zamanı gelmedimi acaba.
Ya da hala Rus tarihi ile Sovyetler birliği efsanesi ile avunarak kendilerini aldatmaya devammı edecekler, çok merak ediyorum.
Halife Kızılayak ana vatanı Lebap'a yakın olduğu için tam bir vaha çölün içinde mesken tutmuş. 1919'dan 1941 yılına kadar, yani 21 yıl boyunca mücadelesini Afgan topraklarında devam eder.
Yıllarca Bolşeviklere aman vermeyen ve en son mücadelesini yad iller (İran-Afganistan) sürdüren Cüneyt Han, bakın ana vatanı için içindeki duyguları şu vasiyet ile nasıl işliyor.

CÜNEYT HAN'IN VASİYETİ

''Ben ölürsem, cesedimi anavatanımda defnedin. Şayet izin vermezseler, para ile geçirin. Para ile de geçiremezseniz, o zaman şu şarıl şarıl akan nehire atın'' diyerek, Ceyhun nehirine şöyle bir bakar. Ve ''Ben Türkmen iline nehir ile varayım. Yine olmazsa cesedimi yiyen balıklar ile varayım'' demiştir.
(1862-1937)



BİRGÜN OLUR

"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur.
Yusuf Zülali

(Derleyen: Osman Mahdum)

1 Haziran 2011 Çarşamba

KENDİ MİMARINI BİLMEYEN MİMARLAR YETİŞTİ

Avrupa medeniyeti, insanların inançlarını zedeledi ve âhiret inancını âdeta silip süpürdü.
Kendi mimarını bilmeyen mimarlar yetişti, kendi mühendisini bilmeyen mühendislerin sayısı arttı. Böylece materyalist dünyada herkes yaptığının yanına kâr kalacağını zannedince insan, insan için kurt oldu.
Âhiret inancı insanların birbirine faydalı olmasını temin eder amma, bu inanç nasıl verilebilir? Bu bakımdan iki bin yılıyla ve kıyametle meşgul olan insan kendini, ölümünü, ahireti unutmamalı ki, dünyamız düzelebilsin.
(Hekimoğlu İsmail)

18 Mayıs 2011 Çarşamba

GÜNEY TÜRKİSTAN'IN MEŞHUR AT SEYİSİ
HACI BAYRAM SEYİS VEFAT ETTİ

Güney Türkistan'da nam salmış meşhur at seyisi Hacı Bayram Seyis hayatını yitirdi.
Bölgede kendi çapında geliştirmiş olduğu yöntemlerle at hastalıklarını teşhis eden ve tedavi yöntemlerini bulan Hacı Bayram Atseyisi, zamanında en yetkili komutanların ve devlet adamların atlarının bakımını yapmıştı.
Atların seçimini yani Türkistan dili ile ''Sortunu'' yapan Bayram usta, hayatını adeta atlara adadı.
Güney Türkistan'da atlarla oynanan Oğlak ''Buzkaşi'' oyunu için beslenen atların cinsi ve kalitesini çok iyi bilen Bayram usta, özellikle bölgede bu oyunlar için seçkin bir ırkın yayılmasına da öncü rol oynamıştır.
Hacı Bayram atseyisi tanıyanlar, ''Bayram usta gençlik zamanında, yılkı bakarken, tayları yalın ayakla kovalayarak yakalar, en haşin atları evcilleştirirdi'' derler.
Hayatını tamamen atlara adayan Bayram usta evini, at ayılı, at uyanı, at eyeri ve tamamen at malzemeleri ile süslerdi. At malzemelerini kendince tamir etmeye çalışan Bayram usta, kendisini ziyarete gelen herkese güler yüzla karşalar ve hoş sohbetler ederdi.
Güney Türkistan'da devlet adamlarından tutun en zengin ahali, atlarının cinsini ve sortunu Bayram Atseyisine yaptırırdı. Atları hastalanan zengin kesimler Bayram ustaya gönderir tedavi ettirirdi.
Kendisini rahmetle anıyoruz, mekanı Cennet ola.




(M.Osman Mahdum)