21 Nisan 2011 Perşembe

TÜRKLERİ GURURLANDIRAN BÜYÜK CÜMLELER

Kimileri düşünceleriyle dünyaya yön veren birer filozof, kimileri icatlarıyla yeni ufuklar açan birer deha. Kimileri de büyük ordulara sahip komutanlar. Ortak noktalarıysa Türkler hakkında söz söylemiş olmaları. İşte dünyanın diğer milletleri gözünden Türkler ve tarihe not düşülen o sözler...

1- Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler.
Albert Sorel

2- Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.
Lord Byron

3- Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğueli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.
Comenius (Çek Bilgini)

4- Türk'ün şevkat ve insaniyet duygusunu inkar mümkün değildir. Bu duygu insanı atalete sevkedip sefaleti artırmakla beraber, teşkilatı düzensiz bir toplumun bir derdine tek çare demektir. Türk ırkının soyluluğunu gösteren diğer duygular, yani en küçük iyiliklere karşı besledikleri minnet ve şükran duygusu, ölmüşlere karşı besledikleri minnet ve şükran duygusu, ölmüşlere karşı besledikleri minnet ve şükran duygusu. Büyük bir nezaketle yapılan konukseverlik adeti ve hayvanlara saygı alışkanlığı gibi faziletlerin inkarı da mümkün değildir.
Edmondo De AMICIS

5- Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.
Gelland (Fransız Bilgini)

6- Tarih, Türkler'den çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler var ki bunlar Medeniyetin birer ziynetidir.
Alman tarihçi HAMMER

7- Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.
Çarnayev (Rus Komutan)

8- Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.
Moltke

9- Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.
Andreas Phitiades

10- "Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. "
Mulman

11- Türkler muhakkak ki, Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.
Kayzerling

12- "Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. "
"Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler."
Donaldson

13- Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.
Lady Mary Wortley Montagu

14- "Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)

15- İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru

16-1 Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.
Pierre Loti

17- "Poltava'da esir oluyordum. Bu, benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi. Gene kurtuldum. Fakat bugün esirim. Türklerin esiriyim. Denizin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar yaptılar, beni esir ettiler. Ayağımda zincir yok. Zindan da değilim. Hürüm, istediğimi yapıyorum. Lakin gene esirim; şevkatin, ülüvvü cenabın, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar."
Demirbaş ŞARL

18- "Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair

19- Eğer bir Türk devleti olmasaydı mutlaka yaratmak gerekirdi.
THIERS

20- Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.
Towsend (İngiliz Komutan)

21- Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder.
Albert Sorel

22- Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.
Sir Julien Corbet

23- Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. fakat pek güç olan, türkün özünü göstermektir. bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.
Decamps (Fransız ressam)

24- Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.
Baron Büsbek

25- Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir.
Charles Macfarlene

26- Türkler kendilerini anlamayanlara, kim olursa olsun, kendilerini anlatmak yolunu biliyorlar. onları bu yola niçin sürüklemeli.
Antoine Galland

27- Türklerle dost ol, ama düşman olma.
Gianni de Michelis

28- Türklerin avrupa dengesi için gerekli bir unsur oldukları kesindir.
Lord Beaconsfield

29- Türk dilini incelerken insan zekasının dilde başardığı büyük mucizeyi görürüz.
Max Muller


(Ajanslardan)


19 Nisan 2011 Salı



ŞİBİRGAN'DA TÜRKMEN DUTARI KURSU AÇILDI

Afganistan Kuzeyi Şibirgan kentinde ilk defa ''Türkmen Dutarı Kursu'' açıldı.
Mahdumkulu Fraği Encümeni Ferhengi Türkhayı Afganistan tarafından açılan kursa çok sayıda Türkmen öğrenci katıldı.
Güney Türkistan Badğiyz vilayeti doğumlu üstat Anna Bağşi tarafından eğitimi büyük bir titizlikle sürdürülen kursta Türkmen eserlerinin çeşitli bölümleri öğretiliyor.
Her yörenin kendisine has müzik eserlerinin bulunduğunu ifade eden Anna Bağşi, Afganistan'da Türkmen kesimleri eserlerini pek yaygın tutumamaktan dolayı sıkıntı yaşandığını belirtti.
Özellikle Güney Türkistan'da Türkmenler arasında büyük saygınlığı olan ve çeşitli eserler bırakan Ahmet Bağşi, Seyit Övez Bağşi ve Server Bağşi gibi belli başlı şahısların da talebe yetiştirme konusunda sıkıntı yaşadığını ifade ederek, ''Bu üstatlarımızda çeşitli nedenlerden dolayı öğrenci yetiştirememesi Türkmenleri sanatçı ve dutar ustası yetiştirilmesi konusunda büyük bir kayba itmiştir'' dedi.
Afganistan Türkmenleri, Anna Bağşı'nın açmış olduğu nadide kursta nice başarılı öğrencilerin yetişeceği ümit ediyorlar.
Başarılı çalışmalarından dolayı Anna Bağşi'yi Türkiye'de yaşayan Türkmen ildeşleri de kutladı.
Afganistan'da Bağlama tarzı yöresel olarak çalınan müzikler, Badağşi, Harabati, Lugeri, Katağani, Hazaraği, Uzbeki, Türkmeni, Dastani, Maşrıki, Gazni, Herati, Karsaki Penşiri, Nusurtani ve güney bölgesinde de Peştuvi olarak bilinmektedir.

Aşağıda Meşhur Ahmet Bağşi'nın dutar çalışıve görüntüsü ile yine adını bilmediğimiz bir Türkmen sanatçısının Ney çalmasını dinleyeceksiniz.



19 Mart 2011 Cumartesi

NEVRUZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN


Nevruz, Farsça “Yeni Gün” anlamına gelir. Baharın gelişini, tabiatın uyanışını simgeleyen Nevruz; her yıl 21 Mart’ta kutlanır.
Nevruz, Türkler’in ilk millî bayramı olduğu gibi beş bin yıldan buyana süre gelen geleneksel bayramlardan biridir. İslamiyeti kabul etmeden öncede her yıl büyük bir coşkuyla kutlanan milli etkinliğimiz olan Nevruz Bayramını biz Türkmenler, bir gün öncesinden kutlamaya başlarız.
20 Mart günü yumurtalar kaynatılır, boyanır ve yeni yılın daha bereketli olması için evlerde bulunun tüm kap kaçaklar dolu bırakılır. Kuru üzüm ve kaysıyı kaynar suda bırakılarak ertesi sabah yani Nevruz Bayramının sabahı erkenden ilk rızkın cennetten çıkan meyve olmasını dikkat edilir. Kaynar suda bir gün öncesinden bekletilen üzüm veya kayısı suyu içilir meyvesi de yenir. Günün ilk saatlerinde meyve ile hayata başlanır. O gün en taze yemekler yemeye itina edilir. ''Sömelek'' adını verdiğimiz taze buğday sapından yapılan ekmek yapılır, komşulara dağıtılır.
Nevruz'da her şeyin taze ve yeni olmasına dikkat edilir. Yeni elbiseler giyilerek köyün belli meydanında dikilen salıncaklarda sallanılır, böylece günehlardan arınalacağı inanılır ve yeni yıla günahsız bir şekilde girmeye çalışılır. Çöle çıkanlarda, kırlarada coşkulu bir şekilde etkinlik düzenlenir. O günü güreşler yapılır, yumurtalar tokuşturulur, çeşitli gösteriler düzenlenir, pişmeler pişirilerek halka dağıtılır. Nevruz günü olabildiğince herkes eli açık olur, ikramlarda bulunurlar. Herkes birbirinin yeni yılını kutlar, yaşı sorulur.
Çin kaynaklarında; Hunlar’ın milattan yüzlerce yıl önce 21 Mart’ta hazırladıkları yemeklerle kırlara çıktıkları, bahar şenlikleri yaptıkları görülmektedir. Uygurlar’ın Nevruz kutlamalarını tasvir ettikleri tabloları bulunmaktadır.
Osmanlılar’ın ise “Sultan-ı Nevruz” adı altında bizzat padişahın katılımıyla törenler yaptıkları bilinmektedir. Yakın çağımızda da, Atatürk’ün Nevruz şenlikleri düzenlettiği ve kendisinin de katıldığı bilinmektedir.
Nevruz, özbeöz bir Türk bayramıdır. Temeli beş bin yıllık Türk tarihiyle bir olan Nevruz; Türkler’de bir tabiat, varoluş, diriliş bayramı olarak algılanmıştır. Bunun içindir ki Nevruz’un diğer bir adı da Ergenekon’dur.

Nevruz’un diğer bir adının Ergenekon olmasının nedeni: Toprağın yağmurlarla ıslanıp sonra üzerinin karla kaplanıp kısa bir ölüm uykusuna yatması ve daha sonra baharın (Nevruz’un) gelmesiyle yeniden canlanıp, dirilmesi aynı Türkler’in 400 yıl boyunca dört tarafı yüksek dağlarla kaplı bir vadide sıkışıp daha sonra dağları aşıp hürriyetlerine kavuşması yani yeniden dirilmesi olayına benzetilmesindendir.

3 Mart 2011 Perşembe

(Abdulkerim Mahdum)

ABDULKERİM MAHDUM GATA'DA SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇTİ

Afganistan Türklerinin Lideri ve Afganistan Yüksek Barış Konseyi Üyesi Abdulkerim Mahdum, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) sağlık kontrolünden geçti.
Edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun daveti üzerine Afganistan Yüksek Konsey Başkanı Burhaneddin Rabbani başkanlığındaki heyetle Ankara'ya gelen Mahdum, kalp kapakçıkları ve troid bezlerinde büyüme teşhisi ile tedavi altına alındı. Mahdum'un ayrıca katarakt ameliyatı olacağı öğrenildi.
Türkiye'deki temasları kapsamında Konya'da çeşitli ziyaretlerde bulunduğu ve Afganistanlı öğrencilerle bir araya geldiği bildirilen Mahdum, 1982 yılında 4 bin 500 Türk asıllı Afgan göçmenin Türkiye'ye gelmesini sağlamıştı.
Söz konusu göçmenlerden Türkmen asıllı olanlar Tokat'a, Özbek asıllı olanlar Hatay ve Gaziantep'e, Kazak asıllı olanlar Kayseri'ye, Kırgız asıllı olanlar da Van'a yerleştirilmişlerdi.
Abdulkerim Mahdum, Afganistan Yüksek Konsey Başkanı Burhaneddin Rabbani'nin Türkiye temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmüştü.
(A.A)

20 Ocak 2011 Perşembe

AFGANİSTAN'LI TÜRKMEN ŞAİRLERİ ANTOLOJİSİ

Mehmet Emin YURDAKUL'UN
Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir

Afganistan Türkmen'lerinin duygu ve düşüncelerini, çektikleri sıkıntıları, uğradıkları zulümleri ve haksızlıkları, din ve dünya görüşlerini, genel anlamda Türklük özel anlamda Türkmenlik ile ilgili kaygılarını velhasılı her yönüyle yaşayan Afganistan Türkmenlerini, yine onların haykıran sesi şairlerinin dilinden bulacağınızı ümit ediyoruz.

Yazar: Rıdvan Öztürk
Yayınevi: Çizgi Kitabevi Yayınları
Yayın Yılı: 2010,
Yayın Yeri: Konya
ISBN No: 9786055999995
Betler: 384 bet, 14 x 20 cm
Dil: Türkçe