15 Nisan 2022 Cuma

 

TÜRKMEN OZAN VE HALK AŞIĞI MEHMET ÇOPBAŞ

Güney Türkistan, yani günümüz Orta Asya’nın güneyinde bulunan Afgan Türkistan’ında yaşayan meşhur Mehmet Çopbaş’ı bilmeyen Türkistan ahalisi göremezsiniz.

Halk içerisinde günlük yaşamları, sıkıntı ve sevincini şiirsel bir biçimde dillendiren Türkmen Ozan ve halk şairi Mehmet Çopbaş’ın Türkistan bölgesinde çocuklarını gurbete gönderen ana babaların ve evlatlarının hasretini dile getiren bir şirini sizin beğenilerinize sunacağım.

Göçmen olarak görülen ve ikinci bir ülkede külfet olarak bakılan bu çocukların arkasında bıraktığı ana babalarının çektikleri hasret ve özlemlerini dile getiren şair Mehmet Çopbaş olayın en çıplaklığıyla ortaya koymuştur.

Türkmen Ozan Çopbaş, göçmen bilinen çocukların bu ikinci ülkeye gelirken çektikleri çileler ve gördükleri eziyetleri öğrenen anne babalarının, ciğer pareleri için nasıl yanıp tutuştuğunu en güzel bir şekilde anlatmıştır.  

 

BİZDEN SELAM YETSİN

Gövni galıp yalançinın yüzünde,

Bizden salam yetsin mısafırlara.

Ey doğanlar yarım nanın ıyzında,

Bizden salam yetsin misafırlara.

 

Bağrın gerip iyne atasın taşlap,

Dağı daşda gitti uzak yol başlap.

Her yerde gezip yör,  misafır gışlak.

Dost yarlardan salam mısafırlara.

 

Eneden atadan boldunuz cüda.

Perdenizi etsin yaradan Huda.

Ne çare bar muna eylese geda.

Bizden salam yetsin misafirlere.

 

Ak süyt beren ene munda hayrandır.

Eydoğanlar bul geplerem devrandır.

Yalan dünya adam oğlu mihmandır.

Bizden salam yetsin misafırlara.

 

Köp yiğitler gızıl güldü soldular.

Bu dünyanın nemeliğni bildiler.

Dağı daşda sovuk vurup öldüler.

Bizden selam gitsin misafirlere.

 

Enesi garayer gelerdiyp yolun.

Atasi garayer sağ bilen solun.

Pelek avger etti ayağın golun.

Bizden salam yetsin misafırlara.

 

Bitip baryer Hakkın lovha galami.

Görün dostlar bul bivefa elemi.

Barıp govuşasın dostlar salami.

Bizden salam yetsin misafırlara.

 

Ya Yaradan özün etme biperde.

Goyma oğlanları tükenmez derde.

Zarı zar ağlaşır misafir yerde.

Bizden selam yetsin misafirlere.

 

Merdi mert adama neçe işler şerimdir.

Biakıllar bu dünyaya gerimdir.

Şaham bolsan onun gövni yarımdır.

Bizden salam yetsin misafırlara.

 

Enesi garapdur haçan geler diyip.

Atasi ağlar nasihatım alar diyip.

Olar hayran dünya namart bolar diyip.

Bizden salam yetsin misafırlara.


Türkmen Ozan: Mehmet Çopbaş

(Derleyen: M. Osman Mahdum)


GİDER 

Gardaşım diyp ser gan eder.

Yalan dünya geçer gider.

Akıl huşum laldır munda,

Elden guşam uçar gider.

 

Hani menim mihribanım.

Yere girdi ene canım.

Yörekde galdi armanım.

Daşdan guşam uçar gider.

 

Nirde galdi ol mihriban.

Ata diyer iki cihan.

Yöreğimde doli arman.

Oba oba göçer gider.

 

Bu dünyanın yazdi torun,

Ahtarırlar gara görün.

Gördük yalançinın zorun.

Hatap munda gaçar gider.

 

Yakma odun neder eder.

Kimlerin halın gürleder.

Şir hem bolsan bir moladar.

Isgın mazan gaçar gider.

 

Deli devran eken geldi.

Kim saraldi kimler soldi.

Hem gurt öldi, hem şir öldi.

Yalan dünya geçer gider. 

 

Türkmen Ozan: Mehmet Çopbaş

(Derleyen: M. Osman Mahdum)


11 Nisan 2022 Pazartesi

 DİLİMİN İNCELİKLERİNİ SEVİYORUM

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

Şu inceliğe bak, geçenlerde evlilik ile ilgili bir yazı okudum. Yani Türkler arasında neden Karı Koca denildiği yönünde.

Evliler için ‘’Çiftler, Eşler’’ hitapları kullanılıyor. Tabi bu beni aşar Türk edebiyatçılarının üstatların çözeceği iş, ancak biz Türk dünyasında eskiden kullanılan sözcükler en ince ayrıntıları gözetilerek ve hayat tecrübesi öncülüğünde en güzel şekilde ifadeler kullanılmıştır. Bu kullandığımız ifadeler her ne kadar kaba görünse de, ne kadar düşünceli ve ne kadar anlamlı olduğunu biraz detaylı baktığımız zaman anlayabiliyoruz.

Mesela Türkiye’de evli insanlara neden Karı Koca dendiğine bir bakın;

KARI KOCA

Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki. Evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini’’ diyerek başlıyor değerli bir hocam.
‘’Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir... Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam.

Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın.

Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, Ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür.’’ Diyor değerli hocamız. 

EER AYAL

Bu yazıyı okuduktan sonra bizim Türkistan bölgesinde de evlenecek şahıslara nasıl bir isim verildiği üzerine biraz kafa yordum.

Şimdi Türkistan bölgesinde de evlenmiş iki şahsa ‘’Er-Ayal’’ deniliyor.

Er her zaman koruyan himaye eden anlamına gelmektedir. Yani Türk askerlerine de er olarak hitap edildiği gibi Türkistan bölgesinde de ‘’Eer’’ dinilmektedir. Er her zaman Türk halkı arasında himaye eden, koruyucu ve cesareti simgeleyen bir ifade olarak kullanılmaktadır.

Gelelim ‘’Ayal’’ kelime olarak da Ay ile Al iki kelimenin birleştiği bir ifadedir. Ayrıntısına girmek istersek, Ayal yani ‘’Ayın önü’’ ‘’Mehtabın önü’’ anlamına gelmektedir. Kadın bir yuvanın görünen kısmıdır. Bir yuvanın aynasıdır. Bir yuvanın huzur içersinde ve temiz bir hayat sürdüğü, o evin hanımından belli olacaktır. Bir yuvada karı huzurluysa o evde refah vardır. Huzur vardır. Bundan dolayı da Türkmenler karısına ''Ayalım'' demişlerdir. 

Ayrıca Ay ile ilgili bu ifade Türkiye’de çokça kullanılan bir deyimdir. Mesela örnek vermemiz gerekirse ‘’sevgi ifade eden sözcük olarak ‘’Mehtabım, Ay parçam’’ gibi sözcüğü çokça kullanılır.

Türkistan bölgesinde Türkmenler arasında erken evlilik çokça rastlandığı ve yaygın bir gelenek olduğu çokca görülür. Bu evlilik yaşlarının bazen 16-17-18-19 yaş arasında sıkça görülür.  

KEMPİR SOFİ

Çocuklar daha genç yaşta sorumluluk almaya başladığının farkına varırlar ve hayata erkenden atılırlar.  Evlilik mutlu bir şekilde sürdüğü takdirde yani 45-50’li yaşlara gelmeye başlandığında karı koca ''Er Ayal'' bu defa birbirine ‘’Kempir-Sopi’’ yani Sofu ve eksik Pir anlamına gelen ‘’Kempir-Sofi’’ adlarla seslenmeye başlayacaktır.

Erkek karısına ‘’Kempir’’ diyerek hitap etmeye başlar, karı da kocasına ‘’Sopi’’ diyerek hitap etmeye başlayacaktır. Bu birbirine yapılan hitapların başta Eer-Ayal olduktan sonra yaklaşık 25-30 yıl aradan ‘’Kempir-Sopi’’ diyerek hitap etmesinin ince bir ayrıntısı ortaya çıkıyor.  

Karı kocasına 25-30 yıl katlanarak hayatı sürdürebildiyse, artık o karı uzmanlaşmış, hayat onu iyice pişirmiş artık ermiş seviyesindedir. Biraz eksiği olan Pir’haline gelmiş demektir. Yani biraz eksiği olan Şeyhtir, üstattır, yol gösterindir artık o rehberdir.

Şayet Koca da karısı ile hayatını mutlu bir şekilde 25-30 yıl sürdürebildiyse ‘Sofu’’ olmuştur. Yani karısının sofusu olmuştur. Nasıl ki bir tasavvuf hayatına atılacaksan bir üstada, bir Pire sofu olması gerekiyorsa, sofuluk döneminde pirin vereceği derslerle nasıl ki eğitilerek pişirileceksen, hayat denen bu evlilik silsilesinde de karın pirinden ders alacak ve pişirileceksin. Çoluk çocuk sahibi olur. Onların yetişmesi için artık ağır bir hayat dersi ile imtihandasın.  

Burada erkeklerin gençlik dönemlerinde ve bekarlık döneminde özgürce dolaşan kural tanımaz tavırlarını yumuşatabildiyse ve Eeri’ni belle bir hayat eğitiminden geçirebildiyse aynı zamanda uslandırabildiyse ve yola getirdiyse artık karının ‘’Pir’’ olduğuna ikna olunur.

Kocanın da hayat denen evlilik hengâmesine 40-50 yıl dayanabildiyse sofu olmuş demektir. Tasavvufta bir pire sofu olan şahıs her hali ile pişmişse artık o pirin sofuluğu kabul olur. Artık o Eer pişmiş ‘Sofu’’ olmuş demektir. Bir erin nasıl pişireceği, nasıl terbiye edileceği hayatına ortak ettiği eşi ile mümkündür.  

11.04.2022 

(Muhammet Osman Mahdum)


22 Mart 2022 Salı

 


GURT BOLAR

Gurt balasi gurt bolar, Tilki çıkmaz içinden.

Velevki yolundan dönse, bilin gani bozukdur.


Şir postuna giren şaşkın, çıkabilmez hininden.

Inanmağın il gardaşım, pikri peli bozukdur. 


Sinsiliği onda gördük, kiri çıkmaz teninden.

Boş eyyeri çuvlap durar, kimi görse aldapdır. 


Yolu yokdır şaşkın pövhe, tutdurar dur bilinden. 

İl yurdunu arzan satar, tutar yad kim elinden.

M. Osman Mahdum

22.03.2022

 


8 Şubat 2022 Salı

 AFGANİSTAN TÜRKLERİ'NİN LİDERİ 

merhum ABDULKERİM MAHDUM

Atam seni özledik. Ruhun şad olsun, mekanın cennet olsun, nur içinde yat.

(Derleyen: Muhammet Osman Mahdum)

4 Ocak 2022 Salı

 

SARDAHBANT BARAJI MAHKEMESİ

(Abdulkerim Mahdum siyah takım elbiseli soldan ikinci)

Afgan diyarının güney bölgesi yani Hindukuş ve Pamir dağlarının bulunduğu topraklar baraj yapımına da çok elverişlidir. Buralar yabancı ülkelerinde sulama ve hidrolik santral barajları yapımı için iştahlarını kabartmaktadır.

Serdahbant Barajının yapımını Ruslar yani o dönemin tabiri ile Sovyetler Birliği üslenmiştir. Bu barajın kurulmasından sonra türbinlerden bazılarının arızalandığı görülmektedir.

Bu arızanın çok çabuk bir şekilde patlak vermesi iki ülke arasında büyük bir krize de neden olmuştu.

Afgan Kralı Zehir Şah, bu baraj probleminin bir an önce çözülmesi için  Afgan parlementosunda dikkat çeken ve göz dolduran Abdulkerim Mahdum beyi görevlendirir. 

Abdulkerim Mahdum bey bu barajın mahkemesine bakar ve Ruslara yaptıkları barajın arızalandığını ve bozulan türbinlerin değiştirilmesi için uluslararası mahkemeye verecektir.

Mahkemeyi kazanan Abdulkerim Mahdum, Rusları barajın türbinlerinin yeniden yerleştirilmesini ve garanti verdikleri için de yenilemeye mecbur bırakmıştır.

Bu konuda türbinlerin arasından geçen elmasların dönen türbinleri etkilediğini ve arıza verdiğini, Rusların da su analizi yapmadan ya da yanlış analiz yaparak yanlış türbin yerleştirdiklerini anlatacaktır.

Mahkemeye vererek türbinlerin tümünün yenisi ile değiştirdiğini anlatır.

(Derleyen: M. Osman Mahdum)