16 Ağustos 2011 Salı



30 YIL ÖNCE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN HİMAYESİNDE ANADOLUNUN DÖRT BİR KÖŞESİNE YERLEŞTİRİLEN MUTLA TÜRK ASILLI AFGAN GÖÇMENLERİ


7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından 1982 yılında Rusya'nın Afganistan'ı işgali sırasında, Pakistan üzerinden Türkiye'ye getirilen ve değişik kentlere yerleştirilen aileler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın gururunu yaşıyor.
Afganistan Türklerinin Lideri Abdülkerim Mahdum, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 29 yıl önce Türkiye'ye ayak bastığı günü ömrünün son anına kadar unutmayacağını söyledi.
Bülent Ulusu'nun Başbakanlığı döneminde Ankara'ya geldiğini Türk kökenli Afganlıların Türkiye'ye gelmesi için çeşitli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Mahdum, daha sonra 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Pakistan ziyareti sırasında müjdeli haberi verdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Evren'in Pakistan'daki Türkiye Büyükelçiliği'nde Afgan kökenli ailelerin Türkiye'ye kabulüne ilişkin belgeyi imzaladığını ifade eden Mahdum, ilk olarak askeri uçaklarla aralarında çocuk ve kadınlarında bulunduğu 400 kişinin Pakistan'dan Adana Havalimanı'na gittiğini anlattı.
İlk uçakta kendisinin de bulunduğunu belirten Abdülkerim Mahdum, kendilerini dönemin İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner ile öteki yetkililerin karşıladığını dile getirerek, ''Uçaktan inip toprağı öptük. Vatan toprağına bizleri kavuşturduğu için şükürler olsun dedik. O gece bizi İmam Hatip Lisesi'nde yerleştirdiler. Bir iki gün sonra Tokat'a gitmek üzere yola çıktık'' dedi.
Mahdum, yıl sonuna kadar Türkiye'ye gelen Türk kökenli ailelerin sayısının 5 bine ulaştığını vurguladı.
Halen Afganistan'da yaşadığını ve ülkedeki Türk kökenli Afganlıların liderliğini yaptığını belirten Abdülkerim Mahdum, aynı zamanda Burhaneddin Rabbani başkanlığındaki Afganistan Yüksek Barış Konseyi'nin de üyesi olduğunu bildirdi.

-AFGAN GÖÇMENLERİN İLK DURAĞI TOKAT-

Türkiye'ye gelen ilk kafile Adana'dan yola çıkarak Tokat'a ulaştı. Tokat'ın Artova ilçesinde yerleştirilen göçmenler daha sonra Büyük Beybağı Mahallesi ve Yeşilyurt ilçesinde kendileri için yaptırılan konutlara yerleştirildi.
Afganistan topraklarında yaşadıkları acıları içlerine atarak, yarınlara umutla bakakan göçmenler halen kent merkezinde yaşayan 80, Yeşilyurt ilçesinde ise 110 aile o günden beri birbirlerine sıkı sıkıya bağlanarak hayata tutundular. Yıllar içerisinde Tokatlılar ile kaynaşana Afgan kökenli aileler, kız alıp vererek yerli vatandaşlar ile akrabalık ilişkileri de kurdu.
Afgan göçmenlerinin yeni kuşağı Türkiye'deki eğitimlerinin ardından devlet yönetiminin çeşitli kademelerinde ve her çeşit meslekte yer aldı.

-O GÜN KÜÇÜK BİR ÇOCUKTU ŞİMDİ KAYMAKAM OLDU-

Kendisi de Afganistan göçmeni olan ve eğitiminin bir bölümünü Tokat'ta tamamlayan Aksaray'ın Ortaköy ilçesi Kaymakamı Hüdayar Mete Buhara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tarihi geçmişi ve bugünkü güçlü yapısı ile Anadolu'dan yükselen ve gölgesi kendi sınırlarını aşan ulu bir çınar olduğunu belirterek, ''Bu ulu çınar geçmişte birçok soydaşların ortak sığınma noktası oldu'' dedi.
Tarih boyunca dışarıda yaşayan her bir soydaşın ne zaman başı sıkışsa, ne zaman kendini darda hissetse başını çevirip umutla baktığı yerin Anadolu olduğunu ifade eden Buhara, ailesiyle birlikte Afganistan'dan göç hikayesini de şöyle anlattı:
''1982 yılında devletimiz tarafından uçaklarla Adana'ya getirildiğimizde ben küçük bir çocuktum. Adana'da bize gösterilen misafirperverlik sonrasında sürekli kalacağımız Tokat iline otobüslerle gelirken yollarda geçtiğimiz muhitlerdeki vatandaşlar tarafından bize gösterilen ilgi ve alaka hala hafızamda önemli bir yer tutar. Gerek o yıllarda, gerekse de sonrasında bizler burada en üst düzeyde kabul ve güler yüz gördük. Devletimize ve aziz Türk Milleti'ne ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu husustaki minnettarlığımız sonsuzdur.
O yıllarda göçmen bir Türkmen ailenin ferdi olarak bu devletin bir kaymakamı olarak görev yapacağımı asla düşünemezdim. Devletimi temsilen devletime ve milletimize hizmet ediyor olmaktan son derece gururluyum bu anlamda. Yaklaşık 14 yıldır mülki idare amiri olarak değişik illerde kaymakamlık ve vali yardımcılıkları görevlerinde bulundum. Bu süre içerisinde layıkıyla hizmet etmeye çalıştım. Ayrıca her zaman bizlerle beraber gelen ya da daha sonra Türkiye'ye gelip yerleşmiş hemşehrilerimle olan bağımı asla koparmadım. Özellikle çocukların ve gençlerin okumaları noktasında hep gayret içerisinde oldum. Türkiye'nin gelecek güzel günlerinde bizlerin de katkısı olsun istiyorum.''

-ABDÜLKERİM MAHDUM'A VE KENAN EVREN'E TEŞEKKÜR-

1982 yılında Afganistan'dan göç eden Türkmenlerden Atamurat Özaydın ise 29 yıl önce Pakistan'dan uçakla Türkiye'ye geldiklerini hatırlattı.
İlk önce Adana'ya geldiklerini belirten Özaydın, ''Oradan da bazılarımız Tokat'ın Artova, Kırşehir'in Çiçekdağı, Sivas'ın Ulaş, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçelerine yerleşti. Bizim Türkiye'ye gelmemizde Abdülkerim Mahdum beyin büyük katkısı oldu. Mahdum bey Pakistan'da yaşayan Türk kökenli vatandaşların hepsini Türkiye'ye getirtti. Mahdum bey herkese önder oldu. Türkmenler olarak onun hakkını ödeyemeyiz. Bizleri Türkiye'ye kabul eden Kenan Evren paşaya da teşekkür ediyoruz'' diye konuştu.
Türkiye'de bulunmaktan dolayı mutlu olduklarını anlatan Özaydın, şunları kaydetti:
''29 yıldır Türkiye'de yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti gelen her aileden bir kişiyi devlet işine yerleştirdi. Bu bakımdan bütün Türkmenler olarak Türkiye'ye minnettarız. Bize Türk halkı da her türlü yardımcı oldu. Türkiye'de yaşamaktan dolayı çok mutluyuz. Buraya ilk geldiğimizde ailelerimiz deri mont işi ile uğraştı. Tokat ve Yeşilyurt ilçesinde yaşayan bazı aileler büyük şehirlere özellikle İstanbul Zeytinburnu'na taşındı.
Türkiye'ye geldiğimizde çocuk olanlar okuyarak meslek sahibi oldular. Tokat ve Yeşilyurt'tan aralarında kaymakam, savcı, doktor, müfettiş, pilot, polis, uzman çavuş, öğretmen, muhabir, hemşire, memur, avukat ve gardiyan olan birçok gencimiz var. Benim de bir çocuğum Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde müfettiş. Çocuklarımdan birisi avukat, diğeri de hemşire olacak. Tokat ve Yeşilyurt'taki toplam 190 aile Afganistan'daki yemek kültürlerimizi, geleneklerimizi de yaşatıyoruz. Buradaki tüm Türkmenlerden herkes Türkiye'de yaşamaktan dolayı mutlu. Tokat halkı da bize kucak açtı herhangi bir zorluk çıkarmadılar. Herkes burada özgürce ve huzur içinde yaşıyor.''

-CEYLANPINAR'DAKİ AFGANİSTAN GÖÇMENLERİ-

Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine gelen Özbek asıllı Afganlılar ise Evren Paşa Köyü'nde inşa edilen 214 konuta yerleştirildi.
Her bir aileye 20'şer dönüm tarla, 45 aileye bir traktör ve büyükbaş hayvan verilirken, zaman içinde nüfusu artan köy Ceylanpınar'ın bir mahallesi konumuna geldi. Afgan gençlerin bir kısmı ilçedeki inşaatlarda işçi olarak çalışırken bir kısmı da Türkiye'nin en büyük tarım işletmesi konumundaki Ceylanpınar Tarım İşletmesi, İlçe Özel İdare Müdürlüğü ve Karayolları Bölge Müdürlüğünde işe girdi.
Ceylanpınar'a geldikleri yıllarda sadece dericilikle uğraşan Afganlar'ın bir kısmı, işlerini geliştirince İstanbul'da Zeytinburnu'na yerleşerek, deri sektöründe faaliyet göstermeye başladı. Ceylanpınar'da kalan aileler ise tarımsal üretimle yaşamlarını sürdürdü.
İlçedeki nüfusları 3 bine ulaşan Afgan göçmenler, her fırsatta kendilerine huzurlu bir ortam sağlayan Türkiye'ye minnettarlıklarını dile getiriyor.

-SICAK BİR YUVAYA VE RAHAT BİR ORTAMA KAVUŞTULAR-

Evren Paşa Köyü Muhtarı Sefer Muhammed Erdem (61), 29 yıl önceki zorlu göç yolculuğunun izlerini hala yüreğinde taşıyor.
Türkiye'nin sağladığı imkanlar sayesinde sıcak bir yuvaya ve rahat bir ortama kavuştuklarını dile getiren Erdem, Afganistan'da başlayıp, Pakistan'ın Karaçi bölgesine uzanan, uçakla getirildikleri Türkiye'de önce Adana ve Diyarbakır'a ardından şu anda yaşadıkları Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine getirildiklerini belirtti.
Bu çerçevede 1986 yılında Ceylanpınar'da yapılan konutlara yerleştirildiklerini ve her aileye 20'şer dönüm tarla verildiğini anlatan erdem, ''Su olmadığı için ilk yıllarda sıkıntı yaşasak da 3 yıl sonra su kanallarının döşenmesiyle sulu tarıma başladık. Burada sebze yetiştirip, satarak yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ceylanpınar halkıyla iyi ilişkiler içinde yaşıyoruz. İlk geldiğimiz yıl nüfusumuz bin 250 idi. Şu anda 40 civarında aile diğer illere göç etmesine rağmen nüfusumuz yaklaşık 3 bine ulaştı. İşimiz iyi, Allah'a şükür. Bazı ailelerin hala büyükbaş hayvanı var. Çoğunluk kendi tarlalarında çiftçilik yapıyor, yetiştirdikleri sebze çeşitlerini çoğunlukla köyün dışında Viranşehir yoluna kurdukları geçici pazar yerinde satışa sunarak, geçimini sağlıyor'' dedi.

-AFGANİSTAN'DAN GÖÇ'ÜN CANLI TANIĞI-

29 yıl önceki zorlu göçü yaşayan ve şu anda 64 yaşında olan Zeynel Abidin Erol, Afganistan ile Rusya arasında savaş çıktıktan sonra yasa dışı yollardan Pakistan sınırını aşarak Karaçi kenti yakınlarında kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürdüklerini anlattı.
Yaklaşık 2 yıl boyunca zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerini dile getiren Erol, o yıllarda Almanların kendilerini ülkelerine davet ettiğini ancak Türk kökenli oldukları için Türkiye'ye gelmeyi tercih ettiklerini söyledi.
Ceylanpınar halkının kendilerini kardeş gibi karşıladığını da ifade eden Erol, 29 yıldır birlik beraberlik içinde mutlu bir yaşam sürdürdüklerini dile getirdi.

-PAMİR YAYLASI'NDAN ULUPAMİR'E-

Aynı tarihte Van'ın Erciş ilçesinde oluşturulan Ulupamir köyüne yerleştirilen Kırgız kökenli Afganlılar da yaşadıkları coğrafya ve yaşam biçimleri değişse de 30 yıldır Türkiye'de yaşamanın mutluluğunu, Türk vatandaşı kabul edilmenin gururunu yaşıyor.
Sovyetler Birliği'nin 1950 yılında ülkelerini işgal etmesiyle Afganistan'ın kuzeyindeki Pamir Yaylası'na göç eden Hacı Rahmankul Kul liderliğindeki Kırgız Türkleri, 1979 yılında yeniden işgal tehdidiyle karşılaşınca bu kez Pakistan'a göç etti.
Yayla yaşantısına ve soğuk havaya alışık olmaları nedeniyle Pakistan'ın sıcak iklimine uyum sağlayamayan, çeşitli hastalıklar yüzünden çok sayıda kayıp veren Kırgızlar, yaşlılardan oluşan Aksakal Meclisi'nin aldığı kararla Pakistan'ın Türkiye Büyükelçiliğine müracaat ederek 1982 yılında Türkiye'ye sığınma talebinde bulundu.
3 Ağustos 1982'de Pakistan'dan uçaklarla Türkiye'ye getirilen 1150 Kırgız'ın yarısı Malatya'ya, diğer yarısı da Van'ın Erçek beldesine bağlı Karagündüz köyünde yaşamaya başladı.
5 yıl süren ayrılıktan sonra yetkililere bir arada yaşamak istediklerini bildiren Kırgızlar, Başbakan Turgut Özal tarafından 1987 yılında Van'ın Erciş ilçesine 32 kilometre uzaklıktaki Altındere bölgesinde yaptırılan Ulupamir köyüne yerleştirildi.
Göçebe hayatı geride bırakıp kendileri için inşa edilen iki katlı tek tip konutlara yerleştirilen Kırgızlar, yaşadıkları coğrafya ve yaşam biçimleri değişse de 30 yıldır Türkiye'de yaşamanın mutluluğunu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul edilmenin gururunu yaşıyor.
Erkeklerin geçici köy koruculuğu görevi üstlendiği köyde, geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sürdüren Kırgızlar, bin 950'si Ulupamir köyünde olmak üzere 3 bin dolayındaki nüfuslarıyla Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşantılarına devam ediyor.
Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen göçebe hayatın etkisinden kurtulamayan ve alacakları kararlarda Aksakal Meclisi'ne danışan Kırgızlar, her yıl geleneksel olarak düzenledikleri şenliklerle de kültürlerini tanıtmanın ve gelecek nesillere aktarmanın çabasını gösteriyor.

-''TÜRK BAYRAĞI ALTINDA YAŞADIĞIMIZ İÇİN ÇOK MUTLUYUZ''-

Köyün 42 yaşındaki muhtarı Kasımbek Varol, Türkiye'ye gelişlerinin yıl dönümünde, Pamir Yaylası ve Kırgızistan'dan gelen akrabalarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
''Bu buluşma hem bizi hem de uzun yıllardır görmediğimiz akrabalarımızı çok mutlu etti'' diyen Varol, büyüklerinden dinlediği göç hikayesini şöyle anlattı:
''Afganistan'dan Pakistan'a göçümüz deve ve at sırtında aylarca sürmüş. Pamir Yaylası eksi 50 derece soğukken, Pakistan'ın 50 dereceyi bulan sıcağına alışık olmayan akrabalarımızdan çoğu, burada yaşamını yitirmiş. Bunun üzerine liderimiz Hacı Rahmankul, Aksakal Meclisi'ni toplayarak Türkiye'ye ya da ABD'ye göç etmemiz konusunu gündeme getirmiş. Aksakal Meclisi de Türkiye'ye göç etmemizin hem inancımız hem de kültürümüz açısından daha uygun olacağını belirtmiş. Daha sonra Pakistan'ın Türkiye Büyükelçiliği'ne müracaat edilmesi üzerine talebimiz kısa sürede kabul edilerek Türkiye'ye getirilmişiz.''
Uçaklarla getirildikleri Adana'da ikiye bölünerek belirli bir süre Van ve Malatya'da yaşadıklarını vurgulayan Varol, 1987 yılından itibaren Ulupamir köyüne yerleştirildiklerini ifade etti.
Varol, asırlarca göçebe hayat sürdükleri için yaşlıların halen 'acaba buradan da mı göçeceğiz?' düşüncesiyle hareket ettiğine değinerek, ''Ama genç nesil artık Türkiye'ye ve Ulupamir köyüne uyum sağlamış durumda. Burası bizim vatanımız oldu ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında, Türk bayrağı altında yaşadığımız için çok mutluyuz'' dedi.
Hayat şartlarından dolayı bazı akrabalarının Malatya ve İstanbul gibi illerde yaşamlarına devam ettiğini bildiren Varol, 1150 kişiyle geldikleri Türkiye'de nüfuslarının şu anda 3 bin dolayında olduğunu ve bunlar arasında devletin çeşitli kademelerinde görev alan kişilerin bulunduğunu dile getirdi.
Varol, Türkiye'de yaşadıkları tek sıkıntının, Kırgızistan ve Pamir Yaylası'nda bıraktıkları akrabalarına duyulan özlem olduğunu belirterek, devlet yetkililerinin de desteğiyle yıl içerisinde akrabalarıyla buluştuklarını söyledi.
Ulupamir köyü Aksakallılarından 78 yaşındaki Abdülbaki Bahadır ise deve ve at sırtında süren zorlu yolculuğun ardından geldikleri Pakistan'da sıcaklardan dolayı çok sayıda kayıp verdiklerini bildirerek, ''Şimdi burada rahat bir şekilde yaşıyoruz. Burada olduğumuz için çok mutluyuz ve Türkiye devletinden çok memnunuz'' şeklinde konuştu.
Kırgızlı kadınlardan Mihman Özçetin ise küçük yaşlarda geldiği Türkiye'yi kendi memleketi olarak benimsediğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
''Anne ve babamın anlattığına göre çok zor şartlarda buralara gelmişiz. Buraya geldiğim için çok memnunum. Hiçbir sıkıntı çekmedik. Burası kendi dilimizden, kendi kanımızdan bir ülke. Ayrı kaldığımız akrabalarımızla da ilgili makamlar sayesinde görüşüyoruz. Onlar da Türkiye'yi, bizim yaşadığımız yerleri gördüklerinde memnuniyetlerini dile getiriyor. Ben de oradaki akrabalarımı gidip ziyaret etmek istiyorum fakat oralara dönmek istemiyorum. Burada çok mutluyum.''

-GAZİANTEP'TE YAŞAYAN AFGAN TÜRKLERİ-

Türkiye'ye getirilen 4 bin 500 Türk asıllı Afgan göçmenden biri olan Esat Güvener, 1982'de Türkiye'ye ayak basında Gaziantep'e gönderilen aileler arasında bulunduğunu söyledi.
Afganistan'da Japonya'dan beyaz eşya getiren bir şirket için tamircilik yaptığını, Türkiye'de ise sınava girerek Devlet Demir Yolları'nda işçi olduğunu bildiren Güvener, ''1995'e kadar çalıştım. Askerliğimi de saydırdıktan sonra yaştan emekli oldum'' dedi.
Güvener, 8 çocuğu olduğunu ve çocuklarının çoğunun yurt dışında bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ecdadımızın toprağına ayak bastığımızdan beri bir acayip his doğdu içimize. O damlacık, değersiz ve güçsüz su, kükremiş bir sele dönüştü, hala kendimizi öyle hissediyoruz. Artık biz de Mehmet Akif'in dediği gibi 'kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım, yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım' diyoruz. O hissiyatı, o gücü bizlere veren siz kardeşlerimiz oldunuz. Allah sizden razı olsun. Hiçbir sıkıntı çekmedik burada.'
Afganistan'dan göç edenlerden Yusuf Özberk ise Türkiye'ye gelmek için ilk isim yazdıranlardan olduklarını söyledi.
5 çocuğu olduğunu ve hepsini okuttuğunu dile getiren Özberk, ''Afganistan'da devlet memuruydum. Buraya geldiğimizde başka bir iş bilemedik. Eşim sırma işiyle uğraşıyordu, onunla uğraştık. Şimdi deri işiyle uğraşıyoruz. Deri mont, ceket tamiratı yapıyoruz. Bir dükkanım var evin yanında. Allah'a şükürler olsun çok memnunuz'' diye konuştu.

-''DEVLET ARAZİ VERDİ, GÜL GİBİ GEÇİNİP GİDİYORUZ''-

Antakya'nın merkeze bağlı Ovakent beldesine yerleştirilen Özbek asıllı Afgan göçmenleri ise 29 yıldan bu yana geçimlerini tarım ve hayvancılığın yanı sıra tekstil işi yaparak sağlıyorlar.
Ovakent Beldesi Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Öztürk, Özbek kökenliler olarak Türkiye'de yaşamaktan dolayı çok mutlu olduklarını söyledi.
Öztürk, ''3 Ağustos 1982 yılında 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in desteğiyle savaştan kaçarak Türkiye'ye getirildik. Türkiye'ye sığınanların sayısı 5 bin civarındaydı. Tokot, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, İstanbul Zeytinburnu ve Hatay'a yerleştirildik. Sadece Hatay'a gelenlerin sayısı ise 171 hane ve yaklaşık 600 kişiydi. 29 yıl içinde 4 kuşaktır nüfusumuz 10 bini buldu'' dedi.
Türkiye'nin kendilerine kucak açmasının yanı sıra 10'ar dönüm de arazi verdiğini, gül gibi geçinip gittiklerini belirten Öztürk, ''ABD ya da Avrupa'nın en iyi ülkesine gitmiş olsak böyle mutlu olmazdık'' diye konuştu.
Öztürk, belediye başkanı ve meclis üyeleri dahil tüm yerel yöneticilerin Afganistan'dan gelen Özbeklerden oluştuğunu, beldelerine en iyi hizmeti getirmek için büyük çaba harcadıklarını anlattı.
AA

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Gayet güzel çalışma teşekkürler